6/09/2010

Gamze mi? Neuzübillah !

"Gamzedeyim deva bulmam
Garibim bir yuva bulmam"

diyen hüzzam şarkının ilk kelimesinde şair acaba gamzedeyim (gama giriftar olmuş elemlere uğramış) derken gamze' deyim (gamzeye mecburum gamzede tutulup kalmışım kendimi ondan alamıyorum mu demek istemiştir? Yahut tevriyede bu iki ihtimalden hangisi uzak anlam konumunda olmalıdır? Ciddi bir mesele!

Gamze kelmesine sözlükler ilk olarak "yanakta tabii olarak bulunan veya gülümseme esnasında oluşan çukurluk" anlamını verirler. Ancak edebiyat estetiğinde asıl gamze "sitemli ve süzgün bakış" demek olan yan anlamda gizlidir. O Karacaoğlan'ın

Elif kaşlarını çatar
Gamzesi sineme batar
Ak elleri kalem tutar
Yazar Elif Elif diye

yahut

Niçin aldanmayım niçin yanmayım
Deli gönül bir sevdaya bağlıdır
Özü şirin sözü şirin bir güzel
Gamzesi ok kaşı yaya bağlıdır.

dizelerindeki gamze ile aynıdır.

Sevgiliyi merkeze alan klasik Türk şiirinde gamze hakkında destanlar yazılabilir. Bir defa o sevgiliden görülecek lütufların en büyüğüdür. Güzelin her bir gamzesi
aşıklarından yüzlercesinin canlar vermesine sebep olur. Nitekim Nedim onu

Afet-i can dediler gamze-i celladın için

diye tarif eder. Aşıkların canları için afet olan bir gamzede cellatlık özelliği bulunması o kadar da şaşırılacak bir şey değildir.

Gamze'yi tanımlamak kelimelere dökmek ve anlatmak elbette zordur. Ancak biz onu "dudaklarında gülümseme olan bir güzelin hafiften kaşlarını çatarak süzgün tavrıyla nazlanarak bakışı" olarak anlıyoruz...

Hani Mona Lisa' nın göz zaviyesinden aynı anda ağlayan ve gülen çehresinin görünmesi gibi gamzede de hem sitem hem sempati içi içedir. Muhatabı ondan gönlüne ve ruh haline uygun anlamı kendisi çıkarır. Sevgili kat kat anlam tevriyeleriyle yüklü gamzesiyle baktığında aşığını girift şüphelere düşürür. Yani acaba o bu manalı bakış ile ne demek istemiştir? İşte aşık için en müşkil sual. Çünkü kendisinin sevgili nazarındaki mevki ve mertebesini anlaması bu gamzede gizlenmiş olan manalara bağlıdır ve aşk içinde ona göre yeni tavırlar geliştirecektir. Nitekim Nef'i

Gamzen suale başlasa uşşaka her müjen
Guya lisan-ı hal ile bir terceman olur

buyurmuş ve o süzgün bakıştan sıçrayan kirpik oklarını birer tercüman olarak nitelendirmiştir.
...........

Be-nim gamze tuvani ki katl-i am kuni
Neuzübilleh eğer gamze ra tamam kuni

Mana murad olundukta aşıklara acımamak elde değildir:

" Sevgilinin şöyle güçsüz ve küçücük bir gamze kırıntısı bile aşıklar arasında katliama sebep oldu. ALLAH (c.c.) korusun gamze ya bir de tamam olsaydı?!...."

İskender Pala

6/07/2010

Gelme artık rüyalarıma**

Bir inkârdı uykularda buluşmak.
Tüm gece birlikteliklerin sabahki doyamamışlığındandı
uzun zamandır gelen baş ağrılarım.
ve ancak ertesi gün hapları kadar güvenilirdi sevgin.
Seni taşırdım hep camlarında uzun yol otobüslerinin
Dudaklarımdan kaçıp camda buğu olurdun,
üzerinde şekiller çizerdim..
Uyuyakalırdım okyanusun ortasındaki bir deniz yatağında
ve yeni doğan bir su kaplumbağası gibi korkuyla koşardım
bir an evvel ulaşmak için sana.
Bir inkardı uykularda buluşmak.
Öldüğünü gördüğün kardeşine,
uyanıp sebepsiz sarılmak gibiydi ağlayarak seni bulmak..
ve yılların yorgunluğunu taşıyamayıp,
kopup giden bir kuru gülün dalı kadar sefildi bedenim senden uzakta.
Zor oluyor şimdilerde..
eğik başla uyanmak yoruyor dik kafalı ruhumu.
Usulca takip et artık sen de
yok olmayı seçen, karanlık ufuklarda yaşlanan çürümüş ruhunu..
gelme artık rüyalarıma.

6/06/2010

Ve hep ıssız kalacaksın Sevgilim...


Senden hemen sonraydı Anneni görmeye gidişim..
Senin doğduğun eve..
Çocukluğunun geçtiği kasabaya sevgilim..
Sana dair küçük bi yolculuk yaptık annenle..
Sana söylememesi için yemin ettirdim ona..
Bravo.. tutmuş sözünü..
Büyüdüğün evi Uyuduğun yatağı gördüm sevgilim..
Seni..çocukluğunu düşündüm..
Sen ordaydın ve bigün benimle tanışacağını henüz bilmiyodun..
Sen dizime yattın ..ben bi hikaye anlattım sana..
Büyüdün..
Kafamda bi hikaye işte..
Bilirsin bunu çok severdim..ikimize bi mutlu son yazdım sonra
O evde seninle birlikte oturduk..Sustuk..
yanımda durdun sessizce..
Burası son du.. Başka bir yaşamdı..
Sadece biz vardık..
Bana baktın öylece..Mavi ve telaşsız..
Sustuk..
Başka bi yaşamda başka bi mutlu son..
Biz bunu haketmiştik..
Hikayemiz orda biyerde..
Hep benimle duracak..
Dayanabilmemin tek yolu buydu çünkü..
insanın kokusu hep aynı mı kalırmış.. şaşırdım..
Sana ait bişey aldım yanıma..
bi küçük 45'lik plak..
Eve uğrarsan bi gün o plağın nasıl kaybolduğunu asla bilemiyceksin
Sen o küçücük plakla bende evimdesin hala..
ve sen bunu bilmiyosun..
Gözlerimi kapattığımda kollarımda başka biri değil sen varsın..
Ve sen bunu bilmiyosun..

Ve Aşk :


Korkudan sahnede eli ayağına dolaşıp,
Rolünü şaşıran kötü bir oyuncu misali;
Ya da azdıkça içine sığmayan öfkesi taşıp
Kendi yüreğini zayıf düşüren çılgın biri gibi,
Unutuyorum, kendime güvenim olmadığından mutlaka,
Tam olarak söylemeyi aşk oyununun sözlerini;
Ve aşkımın yükü öylesine ağır geliyor ki bana,
Kendi aşkımın gücü karşısında eziliyorum sanki.
O halde, ne demek istediğimi bakışlarım anlatsın,
Konuşan gönlümün sessiz sözcüsü olsun onlar;
Aşkımı onlar açığa vursun, derdime çare arasın;
Öyle ki, hiç kalsın yanında, durmadan konuşanlar.
Ah, sessiz aşk neler yazmış, öğren artık okumayı,
Aşkın sırrına ermişler bilir gözleriyle duymayı...

5/19/2010


Söylemediklerimi işitin lütfen!
Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var,
Çıkarmaya korktuğum.

Ve
Hiçbiri ben değilim.
Olmadığımı göstermek
İkinci doğam oldu.

"Kendinden emin biri" dersiniz,
Sanki; güllük gülistanlık
Benim için her şey.
Adım güven belirtir.

Ve
Oyunumun adı;
"Ağırbaşlılık" tır.
İçimde ve dışımda denizler sakin,
Her şeyin kumandanı ben.
Kimseye gereksinim duymayan
Ben.
Fakat, inanmayın bana,
Lütfen!

Her şey dışta, düzgün ve cilalı
Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan
O maske!
Altta ne güven ne de rahatlık.
Altta,
Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan
Gerçek ben!

Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla.
Kimsenin bilmesini istemem.
Zayıf taraflarımı düşündükçe
Titrer ve sararırım.
Ya başkaları görürse iç dünyamı,
Gerçek ben ve yalnızlığımı!
İşte;
Maskelerimi onun için takarım..

Onun için, arkalarına saklanacak
Maskeler yaratırım.
Onlar;
Gösterişte kullanabileceğim
Parlatılmış yüzlerim.
Beni korur, bakan gözlerden.

Beni olduğum gibi kabul edecek,
Sevecek
Bakışları bulamazsam,
Solacak, kuruyacak gerçek ben.

Ve
Ben bunu biliyorum.
Beni kendi maskelerimden kurtaracak,
Kurduğum hapishaneden kaçıracak,
Diktiğim engellerden aşıracak,
Beni seven,
Beni anlayan
Bakışlar olacak.

Bana,
"Sen değerlisin" diyecek,
"Maskesizken daha bir insansın"
"Daha yakın, daha bir dostsun"
Diyecek bir bakışa,
Beni gören bir bakışa
Muhtacım..

Benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır,
Uyarırım seni dost!
Uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
Sana kendini kolayca açamayacaktır.
Bütün gücümle tutunacağım maskelerime.
Ne kadar sokulursan yakınıma,
O denli şiddetli geri iteceğim seni.

Kim olduğumu merak ediyor musun?
Hiç merak etme.
Ben, çevrendeki
Her erkek ve kadınım.
Maske takan her insanım...



CHARLES C. FINN

4/07/2010

Ben Geldim*


Yürüdüm yürüdüm çok yollardan geçtim inan çok büyüdüm..
Düşündüm düşündüm sebebini bulamadım neden neden neden çok üzüldüm?..
Aç kapını lütfen,çünkü ben geldim
Çok üşüdüm, çok soğuk yerden geldim
Bana bana biraz gülümser misin?
Kimseye sormadım,yolu kendim buldum geldim
Simsiyahların içinden sana karbeyaz geldim
Beni biraz sever misin? Ben geldim!..
Üstüm biraz tozlu, yolda çok düştüm geldim
Ellerim çizik üzgünüm, dikenliklerden geldim
Kalbim paramparça ama sana topladım geldim
Bir bilsen neler yazdım, hepsini yaktım geldim
Annemi bıraktım sana, kimsesiz geldim
Çocukluğumun söküklerini dikebilir misin?
İzin ver de oturayım lütfen, bacaklarımı çok yordum geldim
Kusura bakma üstüm ıslak, büyük yağmurlardan geldim
Anlatsam her şeyi, dinler misin?
Yanıma para almadım, beş kuruşsuz geldim
Yolda biraz acıktım ama sana,dayandım geldim
Hiç yokken hep olmak nedir,bilir misin?
Kendime.. devdim!devdim!devrildim geldim
Kardım,buzdum eridim,erittim geldim
Aşkı sırtıma aldım,taşıdım,evladım dedim
Açtım,soldum,sarardım geldim
Yandım, söndüm, kül oldum geldim
Ellerinle ellerime su dökebilir misin?
Yüzüme vurdu rüzgar yağmuru,daha çok dedim
Yağmur çarptı kendini bana, "bu yetmez" dedim
Kırılmış kanatlarıma birkez dokunabilir misin?
Taştım,dağdım,kum oldum geldim
Camdım,kayaydım, tuz buz oldum geldim.
Beni tanrı'ya tekrar inandırabilir misin?
Bin kere öldüysem, bin kere dirildim geldim
Canımdan can,kan verdim ama adını yaşattım geldim
Yedi kat yerin dibinden beni duyabilir misin?
Kimse inanmadı sana,bir ben taptım geldim
Dönecek yerim kalmadı, her şeyi mahvettim geldim
Şimdi beni biraz sever misin?
Ben geldim!

3/15/2010

Birinin Kadını Olmak




Birinin kadını olmak istiyorum

Başka hiç kimse tarafından dokunulmamak, konuşulmamak, bakılmamak hatta!

Biraz korunmak, biraz şımarmak...

Bir kaç çeşit yemek yapmak, İstiklal caddesinde sıkı sıkı elini tutmak, belki film izlemek ama mutlaka çekirdek çitlemek, bi yerlerde çay içmek, Pazar sabahı kahvaltısı etmek uzun uzun, sahilde yürüyüş yapmak gibi küçük ama zor heveslerim var!

Neden mi?
Herkesin eli tutulmaz,
herkesle film seyredilmez,
herkesle çekirdek çitlenmez,
herkesin kadını olunmaz da o yüzden!

İçinden gelmeli...
Hücrelerine kadar hissetmeli, dna"larına kadar bilmeli insan!
Düşünerek emin olunmaz, bir anda ya olunur ya olunmaz.
Bir de şu yakın geçmiş duvarları olmasa, kafa da hiç karışmaz ya, olsun! Oysa bazen tek bir söze ya da bir bakışa yıkılır bütün duvarlar...

Kek yapmayı da öğrenmek lazım aslında bi ara!

Sabahları uyandığımda “günaydın sevgilim” mesajları görmek istiyorum telefonumda. Gün içinde özlediğim birisi olsun istiyorum. Özlemek istiyorum birini. Çok özlersem dayanamayıp gidip sarılmak istiyorum. Dayanamamak istiyorum!

Çalışırken, düşünmek istiyorum sonra onu! Aklımda olduğu için gülümsemek istiyorum ara ara... Gülümsediğim için daha çok çalışmak...

Birini sevmek istiyorum; hiç kimseyi sevmediğim gibi, biri sevsin istiyorum beni, hiç sevilmediğim gibi...

Biri o kadar çok sevsin ki beni, hatalarımı da sevsin istiyorum!
O kadar çok sevsin ki; hata yapmaktan ödüm kopsun!

Kıskansın istiyorum biri beni! Sorsun istiyorum “neredesin” diye, “Hımm kim aradı bakayım” diye! Ben sormam ama, korkmasın. O sorsun!

“Biliyo musun ne oldu?” ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kadar tahammül etsin istiyorum biri bana. Mutlaka ipe sapa gelmez bir şey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar. Ya bi yavru kedi macerası ya da işte ona benzer bir şeyler olmuştur. Ben de her seferinde sanki bahçeyi kazmışımda hazine bulmuşum gibi heyecanla ve öneminin üzerine basa basa anlatırım ya, dinlesin işte. “Ya, evet, çok mühim bir şeyler olmuş” falan desin bi de sonunda...

Şimdi ben istesem İstiklal caddesinde birinin elini tutup gezemem mi?
İstesem benimle birlikte çekirdek çitleyip aynı anda film seyretmeyi de başarabilecek birini bulamam mı bi arasam?
Şimdi ben yalnız olmak istemesem, yalnız olur ve bunları da yazıyor olurmuydum?
Hiç sanmam!

Birinin elini tutmakla, birinin elini, sıkı sıkı tutmak arasında çok fark var!
Ya tutarsın ya da tutmazsın ya da, tutmuş gibi yaparsın işte.
Ben yapmam!
Bunu zaten bilirsin.
Kimin elini tutacağını yani.
Deneyerek bulmazsın.
Sadece bilirsin.
Bilmek!
Açıklaması yok.

Ve ben elini sıkı sıkı tutmayacağımı bildiğim hiç kimseyle İstiklal caddesine gitmeyeceğim!
Heyecanla ve özene bezene olmadıktan sonra kimseye yemek yapmayacağım!
Repliklerin bir anlamı yoksa, kimseyle film seyretmeyeceğim.
Zaten çekirdeği unutsun bile, asla olmaz!

Birinin kadını olmak istiyor canım; biraz korunmak, biraz şımarmak...

Çekirdek mutlaka olsun!