5/19/2010


Söylemediklerimi işitin lütfen!
Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var,
Çıkarmaya korktuğum.

Ve
Hiçbiri ben değilim.
Olmadığımı göstermek
İkinci doğam oldu.

"Kendinden emin biri" dersiniz,
Sanki; güllük gülistanlık
Benim için her şey.
Adım güven belirtir.

Ve
Oyunumun adı;
"Ağırbaşlılık" tır.
İçimde ve dışımda denizler sakin,
Her şeyin kumandanı ben.
Kimseye gereksinim duymayan
Ben.
Fakat, inanmayın bana,
Lütfen!

Her şey dışta, düzgün ve cilalı
Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan
O maske!
Altta ne güven ne de rahatlık.
Altta,
Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan
Gerçek ben!

Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla.
Kimsenin bilmesini istemem.
Zayıf taraflarımı düşündükçe
Titrer ve sararırım.
Ya başkaları görürse iç dünyamı,
Gerçek ben ve yalnızlığımı!
İşte;
Maskelerimi onun için takarım..

Onun için, arkalarına saklanacak
Maskeler yaratırım.
Onlar;
Gösterişte kullanabileceğim
Parlatılmış yüzlerim.
Beni korur, bakan gözlerden.

Beni olduğum gibi kabul edecek,
Sevecek
Bakışları bulamazsam,
Solacak, kuruyacak gerçek ben.

Ve
Ben bunu biliyorum.
Beni kendi maskelerimden kurtaracak,
Kurduğum hapishaneden kaçıracak,
Diktiğim engellerden aşıracak,
Beni seven,
Beni anlayan
Bakışlar olacak.

Bana,
"Sen değerlisin" diyecek,
"Maskesizken daha bir insansın"
"Daha yakın, daha bir dostsun"
Diyecek bir bakışa,
Beni gören bir bakışa
Muhtacım..

Benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır,
Uyarırım seni dost!
Uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
Sana kendini kolayca açamayacaktır.
Bütün gücümle tutunacağım maskelerime.
Ne kadar sokulursan yakınıma,
O denli şiddetli geri iteceğim seni.

Kim olduğumu merak ediyor musun?
Hiç merak etme.
Ben, çevrendeki
Her erkek ve kadınım.
Maske takan her insanım...



CHARLES C. FINN

4/07/2010

Ben Geldim*


Yürüdüm yürüdüm çok yollardan geçtim inan çok büyüdüm..
Düşündüm düşündüm sebebini bulamadım neden neden neden çok üzüldüm?..
Aç kapını lütfen,çünkü ben geldim
Çok üşüdüm, çok soğuk yerden geldim
Bana bana biraz gülümser misin?
Kimseye sormadım,yolu kendim buldum geldim
Simsiyahların içinden sana karbeyaz geldim
Beni biraz sever misin? Ben geldim!..
Üstüm biraz tozlu, yolda çok düştüm geldim
Ellerim çizik üzgünüm, dikenliklerden geldim
Kalbim paramparça ama sana topladım geldim
Bir bilsen neler yazdım, hepsini yaktım geldim
Annemi bıraktım sana, kimsesiz geldim
Çocukluğumun söküklerini dikebilir misin?
İzin ver de oturayım lütfen, bacaklarımı çok yordum geldim
Kusura bakma üstüm ıslak, büyük yağmurlardan geldim
Anlatsam her şeyi, dinler misin?
Yanıma para almadım, beş kuruşsuz geldim
Yolda biraz acıktım ama sana,dayandım geldim
Hiç yokken hep olmak nedir,bilir misin?
Kendime.. devdim!devdim!devrildim geldim
Kardım,buzdum eridim,erittim geldim
Aşkı sırtıma aldım,taşıdım,evladım dedim
Açtım,soldum,sarardım geldim
Yandım, söndüm, kül oldum geldim
Ellerinle ellerime su dökebilir misin?
Yüzüme vurdu rüzgar yağmuru,daha çok dedim
Yağmur çarptı kendini bana, "bu yetmez" dedim
Kırılmış kanatlarıma birkez dokunabilir misin?
Taştım,dağdım,kum oldum geldim
Camdım,kayaydım, tuz buz oldum geldim.
Beni tanrı'ya tekrar inandırabilir misin?
Bin kere öldüysem, bin kere dirildim geldim
Canımdan can,kan verdim ama adını yaşattım geldim
Yedi kat yerin dibinden beni duyabilir misin?
Kimse inanmadı sana,bir ben taptım geldim
Dönecek yerim kalmadı, her şeyi mahvettim geldim
Şimdi beni biraz sever misin?
Ben geldim!

3/15/2010

Birinin Kadını Olmak




Birinin kadını olmak istiyorum

Başka hiç kimse tarafından dokunulmamak, konuşulmamak, bakılmamak hatta!

Biraz korunmak, biraz şımarmak...

Bir kaç çeşit yemek yapmak, İstiklal caddesinde sıkı sıkı elini tutmak, belki film izlemek ama mutlaka çekirdek çitlemek, bi yerlerde çay içmek, Pazar sabahı kahvaltısı etmek uzun uzun, sahilde yürüyüş yapmak gibi küçük ama zor heveslerim var!

Neden mi?
Herkesin eli tutulmaz,
herkesle film seyredilmez,
herkesle çekirdek çitlenmez,
herkesin kadını olunmaz da o yüzden!

İçinden gelmeli...
Hücrelerine kadar hissetmeli, dna"larına kadar bilmeli insan!
Düşünerek emin olunmaz, bir anda ya olunur ya olunmaz.
Bir de şu yakın geçmiş duvarları olmasa, kafa da hiç karışmaz ya, olsun! Oysa bazen tek bir söze ya da bir bakışa yıkılır bütün duvarlar...

Kek yapmayı da öğrenmek lazım aslında bi ara!

Sabahları uyandığımda “günaydın sevgilim” mesajları görmek istiyorum telefonumda. Gün içinde özlediğim birisi olsun istiyorum. Özlemek istiyorum birini. Çok özlersem dayanamayıp gidip sarılmak istiyorum. Dayanamamak istiyorum!

Çalışırken, düşünmek istiyorum sonra onu! Aklımda olduğu için gülümsemek istiyorum ara ara... Gülümsediğim için daha çok çalışmak...

Birini sevmek istiyorum; hiç kimseyi sevmediğim gibi, biri sevsin istiyorum beni, hiç sevilmediğim gibi...

Biri o kadar çok sevsin ki beni, hatalarımı da sevsin istiyorum!
O kadar çok sevsin ki; hata yapmaktan ödüm kopsun!

Kıskansın istiyorum biri beni! Sorsun istiyorum “neredesin” diye, “Hımm kim aradı bakayım” diye! Ben sormam ama, korkmasın. O sorsun!

“Biliyo musun ne oldu?” ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kadar tahammül etsin istiyorum biri bana. Mutlaka ipe sapa gelmez bir şey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar. Ya bi yavru kedi macerası ya da işte ona benzer bir şeyler olmuştur. Ben de her seferinde sanki bahçeyi kazmışımda hazine bulmuşum gibi heyecanla ve öneminin üzerine basa basa anlatırım ya, dinlesin işte. “Ya, evet, çok mühim bir şeyler olmuş” falan desin bi de sonunda...

Şimdi ben istesem İstiklal caddesinde birinin elini tutup gezemem mi?
İstesem benimle birlikte çekirdek çitleyip aynı anda film seyretmeyi de başarabilecek birini bulamam mı bi arasam?
Şimdi ben yalnız olmak istemesem, yalnız olur ve bunları da yazıyor olurmuydum?
Hiç sanmam!

Birinin elini tutmakla, birinin elini, sıkı sıkı tutmak arasında çok fark var!
Ya tutarsın ya da tutmazsın ya da, tutmuş gibi yaparsın işte.
Ben yapmam!
Bunu zaten bilirsin.
Kimin elini tutacağını yani.
Deneyerek bulmazsın.
Sadece bilirsin.
Bilmek!
Açıklaması yok.

Ve ben elini sıkı sıkı tutmayacağımı bildiğim hiç kimseyle İstiklal caddesine gitmeyeceğim!
Heyecanla ve özene bezene olmadıktan sonra kimseye yemek yapmayacağım!
Repliklerin bir anlamı yoksa, kimseyle film seyretmeyeceğim.
Zaten çekirdeği unutsun bile, asla olmaz!

Birinin kadını olmak istiyor canım; biraz korunmak, biraz şımarmak...

Çekirdek mutlaka olsun!

2/28/2010

Ses


Göz kırpımı kadar bir zamanda...
yaklaşıyor seslerimiz birbirine bir kırpıyoruz gözümüzü
gözümüzü bir daha açmıyoruz.
Yere bırakılmış kalplerin üstünde dans ediyoruz
yere bırakılmış ve unutulmuş kalplerin...
bir büyü yerleşiyor
parmak izlerimize
gizlice...
soru işaretlerinden bıkkın gözlerim sükûnetin o sakin limanını arıyor gözlerinde.
sükûnetin o sakin limanını...
soru işaretleri birbir çalıyorlar aramızdaki büyüyü
korkuyorum!
ellerimi bir çift yumruk halinde koltuk altlarıma saklıyorum!
soru işaretleriyle birer mil çekiyorsun yavaş yavaş gözlerime kör oluyorum!
bir karanlık odada seni el yordamıyla seviyorum.

Sevgi neydi?


Selvi boylum al yazmalım...Bitmemiş türküm benim..

-Samet baba demişti, onu babalığa seçmişti.

Sevgi neydi?
Sevgi iyilikti, dostluktu...
Sevgi emekti.

-Asya......
-Durursam bir daha kurtulamam.

-Ziyanı yok, gülüşü yeter bize.

-Yüreğim kaydıysa günah mı?

-Çamura saplansam yardıma gelir misin?

-Elini tuttum sıcacıktı, yüreği elimdey...miş gibi.

-Elinden tutuversem benimle gelir mi?

-Seninim işte, alıp götürsene beni!

-Elveda Asya, elveda selvi boylum al yazmalım...Bitmemiş türküm benim..

2/14/2010

Güle Güle AŞKIM...


Sana sevgimi anlattıkça uzak durdun benden.Ben AŞK dedikçe sen DUR dedin.Oysa ben gerçekten seviyordum seni.Bu yüzden içimdeki aşk fırtınasını durdurmam mümkün değildi.Söylemeden duramazdımki sevgi sözcükleri.Ama senin konuşmaya bile isteğin yoktu.
Anlamadın.
Hayata dair ne varsa paylaşmak istedim seninle.Güleceksek beraber ağlayacaksak beraber olmalıydı.Önümüze aşkımızın ışığını alıp bizim için aydınlattığı yolda hiçbir engele takılmadan inatla,cesurca,korkusuzca yürümeliydik.Ancak böyle yaşanırdı bir aşk çünkü.Yaşamadın.
Herkesin ayrı bir dünyası vardı biliyordum.Ama aşk ayrı dünyaları bir potada toplayıp yeni bir dünya yaratmak değilmiydi?Yaratılan o dünyada kimsenin benliğini kaybetmeden ortak tutkuları,duyguları yaşaması değilmiydi aşk?
Her türlü çatışmaya rağmen,bir küçücük gülümseyiş,bir sıcak bakışla unutmak değilmiydi bütün kızgınlıkları?Unutmadın....

Ben seni kaybet'me korkusu taşırdım içimde.İncineceksin diye dokunmaya korkardım.
Yokluğunu düşünmenin iç huzursuzluğuyla uykusuz geceler geçirirdim.
Sabaha kadar kırpmazdım gözlerimi de,sabah seni gördüğümde sanki saatlerdir uyuyormuş gibi
enerjiyle dolardım.Kıpır kıpır olurdu içim.Tarifi imkansız bir heyecan,bir yürek çarpıntısıyla sarılırdım sana.Sen sarılmadın...

Bir tohumdun sen yüreğime ektiğim.Kanımın deli akışıyla sulardım.Sevdamın ateşiyle ısıtırdım ayazda.Büyüyücek bir filiz olacak,rengarenk çiçekler açacakdın.Açmadın.
Tenlerimizin buluşması bir ayine benzerdi benim için.Sonsuzlukta kayboluştu.Bedenlerimizin aşkın içinde erimesiydi.Yaşadığıma helede seninle yaşadığıma şükredişti.Her seferinde yeniden doğuştu.Doğmadın...

Şimdi yorgun yüreğim.Bunca çabaya rağmen o mutluluk gülüşünü yüzümde göremediğim için yorgun.Çaresizliğine,umursamazlığına,aşka burun kıvırmanla yorgun.
Bu yüzden daha fazla kaldıramayacak seni.Daha fazla yaşayamayacak bu umutsuz aşkı.Yüreğim seni bu aşkın en zayıf halkası seçti.
Güle Güle AŞKIM...